Anlaşılmaz suallerle doluyum,
En güzel hayaller eşliğinde,
Senin şehrine,
Bir çocuk gibi
Geldim de; belki nasıl sevinecek,
Hatta n’aber diyecektin.
Dudağından adımı duymak istedim.
Ve hiçbir şeyi istemedim o gün,
Seni istediğim kadar.
Gökteki yıldızları seyrederken,
Geceyi yaşamak gibi
Serinliğine dokundum,
Ve hiçbir şeyde teselli bulmadı kalbim,
O gün sende bulduğu kadar.
Bir serap gibi beliren hayalini,
Küçücük dünyamın hazzını duymak gibi,
Sevdim işte...
Sevdim...
Ve hiçbir şeyi sevmedim o gün
Seni sevdiğim kadar.
Sen, benden habersiz
Dar kaldırımlı sokaklarda küçüldün, küçüldün.
O siluetle belki saatlerce....
Saatlerce sensiz ve gayesiz yürüdüm,
Her nasılsa
Hala sallıyordum belki, bilmiyorum,
Sadece şaşkın bakışlarla bana bakıp,
Fısıltıyla gülümseyen,
Hatta tökezleyen liseli kızları görüyordum.
Ağır bir küfre uğramış mücrim gibi,
Gayesiz adımlarla sürüklenirken,
Titreyen ayaklarıma,
Dur bile diyemedim.
Ve asla yıkılmadım.
O gün, yıkıldığım kadar.
Ve ben yüzümün sıcaklığını hissederken,
İşte geldiğim senin şehrinden,
Yine sensizliğe gidiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder